SiHiRLeR.NeT | Sihirler | ilizyonlar

Sihirler, ilizyonlar, Göz Yanılmaları, Sihirbazlık, ilizyon Hileleri, ilüzyon, Sihirbazlık Öğrenin, David Copperfield, Magic Necmi, ilizyon Resimleri, Sihir Nasıl Yapılır ? Büyü, Kehanetler

2008 Kehanetleri

Eylül21

Akıl almaz derecede hızlı işlemciler, katlanabilir ekranlar, nanotüplerle soğutma ve daha fazlası

YAZININ DEVAMINI OKUMAK ICIN TIKLAYIN »

Dixon ve Kehanetleri

AÄŸustos29

Ünlü Filozof Leibniz’e göre her fert, gelecekteki olayların varlığını, kendi mevcudiyetinin derinlerinde hisseder ve bilir. Bu görüşü, çağımız Parapsikologları temel olarak ele almışlardır. Yapılan bütün geleceÄŸi bilme çalışmalarında, gelecekten bilgi verebilenlerin bulunduÄŸu görülmüşse de, bu bilgiler ışığında geleceÄŸi deÄŸiÅŸtirebilen hiç bir kimsenin çıkmadığı da ayrı bir gerçektir. Bir örnek verelim…

Amerikalı Kahine Jeane Dixon, BaÅŸkan J.F. Kennedy’nin ölümünü 1952 yılında girdiÄŸi bir trans sırasında açıklamıştır. Ancak isim vermemiÅŸ suikasta uÄŸrayacak kiÅŸinin ayrıntılı bir tarifini yapmıştı… Gelecekteki suikastın kurbanı olacak adamın mavi gözleri ve kumral saçları vardı. Genç ve mevki sahibi bir adamdı. Demokrat Parti’den 1960 yılında seçilecekti ve devlet hizmeti sırasında feci bir ÅŸekilde öldürülecekti. Onun bu kehaneti, 13 Mayıs l956′da “Parade Dergisi”nde yayınlandı.

John Kennedy 1960 seçimlerini kazanınca bu kehanet yeniden gündeme geldi. Çünkü suikasta uÄŸrayacağı söylenen kiÅŸinin tarifine, inanılmaz bir ÅŸekilde Kennedy’nin uyduÄŸu farkedildi… Dixon durumun zaten farkındaydı… Kennedy’yi defalarca uyardı. Ancak ona inananların sayısı oldukça azdı. Ciddiye alınmadı… Dixon adeta geleceÄŸi deÄŸiÅŸtirmek için elinden gelen her türlü uyarıyı yapmaya çalıştı ama geleceÄŸi deÄŸiÅŸtirmek imkansızdı… Ve korkunç gün hızla yaklaşıyordu…

6 Nisan 1967′de W. Daily News Gazetesi’ne verdiÄŸi bilgide, Senatör Robert Kennedy’nin başına korkunç bir ÅŸey geleceÄŸinden söz ediyordu. Bunun üzerine “bu bir kaza mı?” diye kendisine sordular. “Hayır daha beter bir ÅŸey olacak… Silahla vurulacak” dedi…

9 Nisan 1968 yılında bir akÅŸam yemeÄŸinde ise misafirlere: “Robert Kennedy, ateÅŸli bir silahla vurulacak. Olay bir komplonun sonucu deÄŸil, kiÅŸisel bir eylem olarak, kısa boylu bir çocuk tarafından iÅŸlenecektir.”

1963 sonbaharında Kennedy öldürüldüğünde haklı çıktığı görüldü ama artık iÅŸ iÅŸten geçmiÅŸti… Dixon’un gerçekleÅŸen baÅŸka kehanetleri de vardır. ÖrneÄŸin Zenciler’in lideri Martin Luther King’in öldürüleceÄŸini, 1967 yılında bir uzay kapsülünün yanacağını ve içindeki Astronotlar’ın öleceÄŸini de çok önceden haber vermiÅŸti…

1969 yılında New York’da yayınlanan “Hayatım ve Kehanetlerim” adlı kitabında, gelecekteki olaylarla ilgili önemli kehanetlerini kaleme almış ve kamuoyuna duyurmuÅŸtu…

Nostradamus kimdir?

AÄŸustos29

Nostradamus ya da gerçek ismiyle Michel de Nostre Dame 14 Aralık 1503 tarihinde, Avignon ile Arles arasında yer alan Saint - Remy de Provence’da dünyaya geldi. DoÄŸduÄŸu ev halen görülebilir durumdadır. Babası Jaume de Nostre Dame bir noterdi ve çocukluk arkadaşı olan Reyniére de Saint-Remy ile evlenmiÅŸti. Nostradamus’un dedesi olan Jehan de Saint-Remy, Anjou kralı René’nin doktoruydu.

Nostradamus’un babasının ataları, İsaÅŸar adlı Yahudi kabilesinden gelmiÅŸlerdir. Söz konusu kabilenin, eski Ahit’te adı geçen, birçok peygamberin baÄŸrından çıktığı bir kabile olduÄŸu ve İşaya, Yeremya ve Malaki ile Nostradamus arasında doÄŸrudan bir kan bağı olduÄŸu ifade edilir. Nostradamus’un dedesi Jehan, yahudi mistizmi Kabbala ve astroloji ile yakından ilgiliydi. Bu yüzden küçük Michel henüz altı yaşından itibaren bu ilimlerle ve o devirde çok önemli olan çeÅŸitli otlar ve bitkilerle ilgili bilgilerle yetiÅŸtirildi.

Genç yaÅŸta Yunanca, Latince ve İbranice öğrenen Michel, dedesi öldükten sonra ailesi tarafından eÄŸitimini tamamlaması için Avignon’a gönderildi. Okulda, tabiat ilgili derin bilgileri ve olaÄŸanüstü hafızasıyla herkesi ÅŸaşırtıyordu. Bir metni bir kez okuması yeterliydi; tek kelimeyi bile ÅŸaşırmadan baÅŸtan aÅŸağı tümünü ezbere tekrarlıyordu.

Avignon’daki okulda Latincesini hayli ilerletti ve 1521′de Montpellier Tıp Okuluna girdi. O zamanlar astroloji, tıp öğrencilerine ek ders olarak okutuluyordu.

Öğrenimine devam ettiÄŸi bu dönemde ortaya çıkan veba salgını her yeri kasıp kavuruyordu. Michel De Nostre Dame, üniversiteyi terk etti ve dört yıl boyunca Narbonne, Taulouse ve Bordeaux kentlerinde yaÅŸayan insanları tedavi etmek için uÄŸraÅŸtı. Ardından Montpellier’ye geri dönerek doktorasını aldı. Hocaları onun bu salgın bölgelerinden nasıl olup da saÄŸ çıkabildiÄŸine ÅŸaşırıyorlardı.

Diplomasını eline aldıktan sonra Languedoc ve Provence’da epeyce gezip durdu. Hayatını doktorluk yaparak ve bir yandan da çeÅŸitli makyaj boyaları, parfümler imal edip satarak kazanıyordu.

Daha sonra Agen’e geldi. Orada evlendi ve iki çocuÄŸu oldu. Ancak her ikisi de çok küçük yaÅŸta öldüler. Ardından 1539′da karısını da ani bir ölümle yitirdi. Bunun üzerine orayı terk ederek, sekiz yıl boyunca Fransa ve İtalya’nın bazı yörelerini dolaşıp durdu.

Durugörü yeteneÄŸi bu seyahatleri sırasında ortaya çıktı. Anlatılanlara göre, günün birinde yolda rastladıkları genç bir keÅŸiÅŸin yanına giderek önünde diz çöktü. Yanındakiler hayretlerini gizleyemeyerek neden böyle garip bir davranışta bulunduÄŸunu sormaları üzerine ise Papa’nın önünde diz çökülür yanıtını verdi. O genç keÅŸiÅŸ yirmi yıl sonra Papa IV. Sixte diye tanınacak olan kiÅŸiydi. Bu yıllarda Babil, Mısır ve Kalde’de majik çalışmaları da inceleme fırsatı buldu.

1544′de Marsilya’ya gitti; çünkü orada veba salgını baÅŸlamıştı. Ardından 1546′da salgının korkunç boyutlara ulaÅŸtığı Aix-en-Provence’a ve bunu takiben de Lyon’a gitti ve hastalıkla savaÅŸtı.

1547 yılında kardeÅŸi Berthard de Nostre-Dame kendisini Salon kentine davet etti ve onu genç bir dul ile tanıştırdı. Hemen evlendiler ve Michel de Nostre-Dame bu küçük kente yerleÅŸti. Kırkdört yaşındaydı. Ve çok ÅŸeyler görmüş, çok ıstıraplar çekmiÅŸ, hayatını insanlara adamıştı. Salon’da doktorluk yapmaya devam etti; bir yandan da kadınlar için makyaj malzemeleri (boyalar, kokular) üretiyor, hastalar için yazdığı ilaçları da bizzat kendisi yapıyordu. BoÅŸ zaman buldukça da durmadan yazıyordu. Gezginci yaÅŸamı sırasında buna pek zaman bulamamıştı.

Seyyar satıcıların köylerde sattıkları yıllık almanaklar ve ardından da Yüzü Güzelleştirmek ve Renklendirmek İçin Boyalar ve Kokular isimli bir kitap yayınlandı.

1555 yılının Mayıs ayında, kehanetlerinin ilk üç bölümü yayınlandı. Bunlara Yüzlükler (Centuries) adı veriliyordu. Nostradamus, kehanetlerini dörtlü mısralar halinde yazmıştı. Bu dörtlüklerin yüz tanesi bir araya gelerek bir “Yüzlük” oluÅŸturuyordu. İlk üç yüzlükle birlikte oÄŸlu Sezar’a yazdığı önsöz ve dördüncü yüzlüğe ait elli altı dörtlükte yayınlandı.
Bunların büyük yankılar uyandırmasının ardından 1557 yılında yayınlanan yüzlüklerin sayısı yediyi buldu. Kehanetleri Michel de Nostradamus’un kehanetleri adıyla yayınlanıyordu. Yani Nostre-Dame adı, Nostradamus olarak deÄŸiÅŸmiÅŸti. Birçoklarının bunun, asıl isminin Latincesi olduÄŸunu düşünmelerine raÄŸmen Nostradamus Latince’de bizde olanı veriyoruz anlamına gelmektedir, yani bunun bir tebligat, bir ifÅŸaat olduÄŸu kastedilmektedir.

Ününün iyice yayılması üzerine Fransa Kralı’nın daveti ile Paris’e gitti. Kraliçe’ye çocukları ile ilgili kehanetlerde bulundu. Saray ve çevresine mensup kiÅŸilere horoskoplar çizdi, kehanetlerde bulundu. Kraliçe o kadar etkilenmiÅŸti ki, bir gün kahini Salon’daki evinde bile ziyaret etmiÅŸti. Ancak Nostradamus gut romatizması ve su toplaması ile giderek hastalanıyordu.

Ve Nostradamus 1/2 Temmuz 1566 gecesi, 62 yaşındayken, yerel papaza bir akşam önce söylediği ve 141. kehanette belirttiği gibi öldü:

Kralın armağanını aldıktan sonra
Bir saray dönüşü, verecek son soluğunu
En sevgili dostları, yakınları yatağının
Ve sedirin başında; ölmüş bulacaklar onu

Nostradamus ile ilgili iddialar

Bu iddialar öncelikle mantıklı görünürler hatta savunulmaları dahi mümkündür ama biraz ciddiyetten sonra safça ve amatörce oldukları hemen farkedilir. Bir kere Nostradamus´un yaÅŸadığı dönemin özellikle falcılık için en uygun çaÄŸ olduÄŸunu söylemek mümkün deÄŸildir, aksine bugün çok daha uygun bir çaÄŸdır. Astroloji ve diÄŸer Okült konular günümüzde daha etkin ve popülerdir. Unutulmamalı ki, Kahin´in yaÅŸadığı çaÄŸda Engizisyon gibi öldürücü bir bela da vardı, günümüzde hala izleri ve meraklıları kalsa da, artı insanlar yakılmıyorlar. Öte yandan Nostradamus´un doktorluktan sıkıldığını söylemek saçmalık olur, yaÅŸamı hakkında burada okunanlar gerçektir ve bu yaÅŸam öyküsünün içinde inanılmaz güç, olaÄŸanüstü bir tıp adamının muhteÅŸem baÅŸarıları ve kariyeri görülür. Günümüzde yaÅŸasaydı Nostradamus´un Nobel´e aday gösterilmesi kaçınılmaz bir sonuç olurdu. Takvimsel kehanet iddiasına gelince önümüze bilim çıkar, istatistik ve endüstriyel ve hatta politik varsayımlar ve planlar karşımıza gelir. Hangi metodu kullanırsanız kullanın sonuçta bir tahmin sanatı vardır, bir köşe yazarı ortamı gözleyerek, veriler toplayarak, geçmiÅŸ deneyimlerini kullanarak geleceÄŸi tahmin eder ve uyarılarda bulunur. DoÄŸru tahminler onu baÅŸarılı kılar oysa yaptığı kehanetten baÅŸka birÅŸey deÄŸildir. Nostradamus´un metodlarını tabii ki tam olarak bilemiyoruz ama 430 yıl kadar evvel yazılan bir kitapta, Hister ve Franko adlı iki liderden, Yeni Dünya´daki (ABD) üç K kardeÅŸlerden (Kennedy´ler), Ay´ın yüzüne inileceÄŸinden ve bundan öteki büyüğün üzüleceÄŸinden (ABD VE SSCB), bir kralın gözü delinerek öleceÄŸinden ve 1666 tarihi verilerek Londra´nın yanacağından söz ediliyorsa ve bunlar gibi daha birçoÄŸu gerçekleÅŸmiÅŸse oturup düşünmek gerekir. Burada bilinmeyen, gizemli bir olay vardır ve sonuç olarak da ille de herÅŸeyi sınırlı bir mantık çerçevesinde anlamamız da gerekmez. Macar araÅŸtırmacı İonescu, Nostradamus´un geleneksel evrensel düşünce temsilcisi olduÄŸunu, kullandığı dilin Yahudi gizemciliÄŸinin alfabesi olan Kabbala yorumunda geçerli olan gizli bir dil olduÄŸunu ileri sürer. İonescu, Kahin´in simya çalışmalarını da incelemiÅŸ ve bunları resimleyerek yorumlar aramıştır, sonuçta onun çok iyi bir etimolojist, astrolog, astronom ve tarihçi olduÄŸunu belirtirken özellikle de “Centuries”in son bölümlerinin İncillerden biri olan Aziz Yuhanna veya St John İncilinin Apokalips yani “Kıyamet” bölümünden yola çıkılarak yazıldığını ekler.

FiziÄŸin babası, yerçekiminin bulucusu Newton, “Centuries” uzun yıllar incelemiÅŸ ve aramıştır. Büyük Goethe ölümsüz eseri Faust´da “Fırla kaç, buradan geniÅŸ evrene çık, Nostradamus´un eliyle yazdığı bu büyülü kitabın kılavuzluÄŸu sana yetmiyor mu? Onun sayesinde herÅŸeyi yıldızları bile öğreneceksin..”diyordu. Daha sonra da; “Nostradamus bunları nasıl yazabildi? Nasıl bu kehanetlerde bulunabildi?”derken, gizemi çözmek için ne kadar zorlandığını anlatmak amacındaydı. Gerek Goethe, gerekse de Nostradamus ile yakından ilgilenen Jung ve Russell onun bir bilim adamı, binlerce can kurtaran iyi bir doktor, baÅŸarılı bir kimyager ve İnsanlığın geleceÄŸini gören iyi bir kahin olduÄŸunu söylerler ama Nostradamus gelecekle ilgili yazdıklarını bir tülle örttü zira kendine insan diyen canlı türünün zaaflarını da iyi biliyordu, istedi ki eÄŸer bu tülü aralayabilecek olanlar varsa gerçeÄŸi ancak onlar bilsinler ve bilgelikleri oranında görebildiklerini anlatsınlar. Ve bu kural aslında İnsanlık kadar eski, bilinç kadar özgün bir gizem kuralıdır.

Nostradamus´un kehanetleri : Yüzyıllar (Centuries)

1555´de “Centuries”in ilk baskısı yapılmıştı, asistanı Chavigny´nin ve oÄŸlu Cesar´ın yazdıklarından, bunu uzun yıllar çalıştıktan sonra yaptığını öğreniyoruz. OÄŸluna yazdığı mektuptan yayınlama kararını kolay veremediÄŸi ve çok düşündüğü anlaşılır. İlk baskının adı “Les Propheties de Me. Michel Nostradamus” yani “Michel Nostradamus´un Kehanetleri”idi. 1555 yılı Mart ayında, Lyon´da yayıncı Marc Bonhomme tarafından basıldı, üç tom Yüzlük ve 53 Dörtlüğü olan dördüncü Yüzlüğü kapsıyordu. Bir Yüzlük, yüz adet dörder satırlık Dörtlük demektir. Daha sonraki baskılarda diÄŸer Yüzlükler yer aldı, demek ki Nostradamus ya basım anına kadar o kadar Dörtlük hazırlamıştı ya da o kadarınının basılmasını uygun gördü. Nedeni belli deÄŸil, Chavigny´de belirtmiyor.

Önce de belirtildiği gibi, Dörtlükler de hiçbir yazın kuralı yoktur, dilbilgisi kurallarına da raslanmaz. Zaman dizeleri ve uyumu da yoktur, bir Dörtlük geçmiş zamanla başlar gelecek veya şimdiki zamanla sona erer veya tersi olur. Bir dize de sadece fiiller, ötekinde sadece zamirler vardır, çoğul ve tekil ayrımı görülmez. Bir Kraldan veya önemli birinden söz ederken bir çok farklı ad kullanır ama kasdedilen hep aynı kişimidir, anlaşılmaz. Yerler ve Astrolojik veriler belirsiz ve genellemeler olarak görülür, çok sık özellikle Provence kentleri başta olmak üzere kent ve kasaba adları verilir, sanki söz konusu felaketler hep buralar için geçerlidir. Ama ciddi bir araştırma sonucunda bunun da bir şifre olduğu anlaşılmıştır, Kahin Provence Fransası´nın kentleri kendince bir şifre olarak kullanmıştır. Zaman zaman da kentlerin coğrafi konumları, Astrolojik zamanlamaları simgeler yani gezegenlerin belli bir tarihte alacakları gök konumunun izdüşümünü gösterir. Kısacası, olabildiğince karmaşık, kaotik bir düzen gizlidir.

Peki Nostradamus, salt Astroloji ile mi bu sonuçlara vardı? İşte asıl karanlık yön buradadır, ilerde görüleceÄŸi gibi kehanetlerini nasıl yaptığını özgün diliyle anlatırken, farklı birÅŸeyleri vurgular. Nostradamus´un kitaplığında çok gizli ve yasak kitapların bulunduÄŸu söylenir, bunlardan birisi “Süleyman´ın Anahtarları”, bir diÄŸeri de efsanevi Mısırlı Gizemci İamblichus´un “Sırlar” kitabıdır. “Süleyman´ın Anahtarları” çok gizli bir kitaptı, anlatılan öykülere bakılırsa 12.Yüzyıl´da Bizanslı Tarihçi Chonensis tarafından bir kopyası İmparator´a sunulmuÅŸtu, kitap doÄŸadışı bilinmeyen güçlerle iliÅŸki yöntemlerini ve kehanetde bulunmanın sırlarını anlatıyor ve öğretiyordu. 1350´deki Papa VI.İnnocent´in bu kitabın eline geçen bazı bölümlerini dini törenle yaktırdığı da anlatılır. Bugün Paris´deki Arsenal Müzesi´nde “Süleyman´ın Anahtarları”nın bir kopyası olduÄŸu bilinen bir kitap vardır, eÄŸer sözü edilen kitap bu deÄŸilse dahi, karşımızda yine de anlaşılmaz bir kitap çıkar. Müzedeki kitabın metni İbranice, Latince, Grekçe, Arapça yazılmıştır ve hatta birkaç yerinde antik Kalde dili kullanılır. Tamamen simgeseldir, tek bir kelimesi dahi anlaşılamaz, deli saçması gibi gözükür ama altında bir gizemin yattığı kesindir, kısacası kitap dev bir bilmecedir. Nostradamus kitabının 1.Yüzlüğünün 42.Dörtlüğü´nde garip bir metodu iÅŸaret eder, öyleyse onun bazı garip ve bilinmeyen bir yolla kehanetlerini oluÅŸturduÄŸunu da düşünebiliriz ama ne olduÄŸu hakkında pek birÅŸey söylememiz mümkün deÄŸildir fakat kesin olan tek ÅŸey Astroloji´yi kesin kullanmış olduÄŸudur ama tek başına deÄŸil.

Nostradamus´un ölümünden sonra, odasında bazı belgelerin bulunduÄŸundan söz edilir, ayrıca bir sepetin içinde de bir tomar kağıt vardır. HerÅŸeyi yok eden eden ve vasiyetinde kesin kurallar koyan kahin, bunları nasıl unutmuÅŸ olabilir? Bir kasıt olabilir mi? 1605 yılında Vincent Sere adlı bir araÅŸtırmacı, söz konusu belgeleri eline geçirdiÄŸini iddia etti, gerçekten de bazıları 1568´de basılan ikinci “Centuries”de bulunan dörtlükleri içeriyorlardı. Ama diÄŸerleri “Centuries”in hiçbir baskısında yer almıyorlardı ve bir de Altılıklar yani altışar dizelik kehanetler vardı ama tarzları Nostradamus´un alışılmış uslübunu yansıtmıyorlardı, daha hafif ve daha düzenli ÅŸiirsel bir havaları vardı. Belki de bunları bir baÅŸkası kaleme almıştı. Daha sonra baÅŸka kehanetlerin bulunduÄŸu da iddia edildi, artık “Centuries”in orjinal baskılarının dışında kalan kehanetlere gerçek olsalar dahi inanmanın imkanı yoktu. 1555´deki ilk baskıdan sonra 1558 ve 1566´da “Centuries” Lyon´da Pierre Rigaud tarafından iki kez daha basıldı, 1558 baskısının bir nüshası bugün Bibliotheque de Paris´de bulunmaktadır, bu nüshada yedi tam Yüzlük vardır. 1566 baskısında ise “Kral Henri II´ye Mektup”, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu Yüzlükler eklenmiÅŸtir. 1568 baskısında ise yani Kahin´in ölümünden sonraki ilk baskıda 57 Altılık eklenmiÅŸtir ama gerçek Nostradamus uzmanları bunları reddetmekte ve uydurma olduklarını belirtmektedirler. Hatta bunları dönemin Fransa BaÅŸbakanı Cardinal Mazarin´in yazmış olduÄŸu da söylenmektedir. 1643-1839 arasında “Centuries” tam onbeÅŸ kez basıldı, 1839´da Avignon´da yapılan baskıda araÅŸtırmacılar Bareste ve Le Pelletier´in yorumları da vardı. Yorum olayı ilk kez kitaba giriyordu. HoÅŸ daha sonraları James Laver tarafından yapılan yorumların dışında bir daha bu kadar ciddi ve tarafsız yorumlar yapılmadı.

Foton Kuşağı Etkisi ve Nibiru

AÄŸustos29

21 Aralık 2012

Bu tarihte olması beklenen 2 felaket var : Foton Kuşağı Etkisi ve Nibiru

Nibiru

Sümerler tarafından, Nibiru, yani geçiÅŸ gezegeni ismi verilen, Babil astronomları tarafından ise Marduk olarak adlandırılan gezegendir. 2012 yılında dünyaya yakın geçiÅŸ yapacağı öne sürülmektedir. Zecharia Sitcin tarafından yapılan araÅŸtırmalara konu olmuÅŸtur. Dünyadan 4 kat daha büyük olduÄŸu ve güneÅŸ çevresindeki turunun 3600 yıllık periyoda sahip olduÄŸu bu araÅŸtırmalarda ortaya atılmıştır. Sitchin,Mısır ve Mezopotamya’daki araÅŸtırmaları esnasında eski uygarlıkların da bu gezegenden haberdar olduÄŸunu saptamıştır.

Türkiye’de de yazar Burak Eldem konu ile ilgili bir kitap yazmış ve bu gezegenin eski uygarlıklar dönemindeki önemi ve 2012 yılında yapacağı öne sürülen yakın geçiÅŸle ilgili teoriler sunmuÅŸtur.

Teorilere göre 10. gezegen denen Nibiru (NASA’nın 2001 KX76 olarak katalogladığı gezegen) güneÅŸ etrafındaki 3657 yıllık her dönüşünüde dünya’ya yakın olarak gelip geçerken dünya üzerinde türlü felaketlere sebep olmaktadır. Bu seferki geçiÅŸ ise kimilerine göre 2012 yılında gerçekleÅŸecektir. GüneÅŸ sistemimizdeki elemanlar olarak Zecheria Sitchin GüneÅŸ’i ve Ay’ı da cisim olarak ele aldığında 11 cisim söz konusu olmaktadır. Nibiru’yu bu sisteme eklediÄŸinde 12 sayısına ulaşılmaktadır (Sümer tabletlerini çeviren Sitchin’e göre). GüneÅŸ ve Ay’ı saymazsak 9 gezegenden oluÅŸan güneÅŸ sistemimizde Nibiru 10. Gezegen olmaktadır. Zecheria Sitchin’in kitabında anlatılan 12. Gezegen ile bugün tartışılan 10. Gezegen aynı gezegendir. Son zamanlardaki, GüneÅŸ sistemimizdeki gezegenlerin parlaklıklarındaki artış, Jüpiter’in uyduları ile arasında iyonize bir baÄŸlantı oluÅŸması, gezegenlerin manyetik çekim güçlerindeki artış, Jüpiter, Uranüs ve Neptün atmosferlerindeki sıradışı deÄŸiÅŸiklikler dünya üzerinden teleskoplarla izlenmektedir. Son aylarda tüm dünya’da görülen atmosferik anormallikler ve çeÅŸitli büyüklükteki depremlerin yoÄŸunluk kazanması ile ilgili açıklamalar 10. gezegenin geliÅŸi ile ilgilidir.

FOTON KUŞAĞI ETKİSİ

(Işın çağına giriş olarak tanımlanmakta)

Karşımıza çıkan herhangi bir saÄŸlam bilimsel veri yok. Tüm kaynaklarda bilimsel bir kanıtın öne sürülmediÄŸinden bahsediliyor, zira geçerli kanıtlar da yok deniliyor. Elde olan tek ÅŸey birkaç bilim adamı ve astronomun tezlerinden ve araÅŸtırmalarından ibaret. Zaten bu konu üzerinde araÅŸtırmalar yapan bilim adamları da bulundukları yerlerden uzaklaÅŸtırılmışlar. Elde olan veriler, bilinen döngünün 26.ooo yıl olduÄŸu, bu geçiÅŸin belirtisi olan Schumann Rezonansı’nın deÄŸiÅŸimi ve Foton KuÅŸağı içerisinde bulunan yıldızların varlığından ibaret. Açıkça bir kanıt ortaya konulamamış. Foton KuÅŸağı güçlü elektromanyetik radyasyona sahiplik eden yoÄŸun bir uzay boÅŸluÄŸu ve bazı x-ışınlarını da içermekte. Galaksi içerisine akan manyetik bir ışık olarak ta tanımlayabiliriz.

Edmun Halley tarafından keşfedildi

KeÅŸif, ingiliz astronom Sir Edmund Halley’in (1656-1742) günlerinde baÅŸlayan Pleiades çalışmalarıyla baÅŸladı. Halley, bu yıldız grubundaki 3 yıldızın Yunanlılar tarafından belirtilen yıldızlar arasında bulunmadığını ortaya çıkardı. Yunan astronomlar ya da Halley yanılmış olabilir miydi? 1991 yılında yayınlanan bir makalede sunulan diagrama göre 6 yıldız; Merope, Atlas, Teygeta, Electra, Coeleno ve güneÅŸimiz Pleiades’in bir yıldızı olan Alcyone’nin yörüngesindeler.Daha sonra Halley ÅŸu sonuca vardı: Pleiades takımı belli bir hareket sistemiyle ilerliyordu. Bu tez, Frederick Wilhelm tarafından onaylandı. Pleiades, her yüzyıl için 5.5 saniye kesin bir hareketle döngüsüne devam ediyordu.

Altı gün içinde Dünya’nın tamamen deÄŸiÅŸeceÄŸi iddia ediliyor

Foton Kuşağının merkez alanına girilmesiyle birlikte yaşanılması beklenen fiziksel ilk etkileşimler ise şu şekilde sıralanıyor yayınlanan bir çok raporda:

1. gün: 21 Aralık 2012′de kör bölgeye giriÅŸ, tüm canlıların beden tipinin deÄŸiÅŸmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık.
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini ÅŸiÅŸmiÅŸ hissetmesi, GüneÅŸ’in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soÄŸuması (buzul çağı soÄŸuÄŸu).
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.

5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).

Foton Kuşağı etkisine ilk kez Atlantis devrinde girildiği sanılıyor

KuÅŸağın baÅŸlangıç noktası, küçük bir atom parçası ve onun yörüngesinde olan bir grup elektrondan ibaret. İngiliz fizikçi Paul Adrian Maurice Dirac, her bir partikül için bir anti-partikül bulunduÄŸunu öne sürmüştü. 1932′de Carl David Anderson bu anti-partikülü buldu ve ona “positron” adını verdi. 1956′da anti-proton ve anti-nötron keÅŸfedildi. Bir anti-partkül ÅŸekillendiÄŸinde, sıradan bir partiküller evreninde meydana gelir ve bu, bir elektronla buluÅŸup çarpışmasından önce bir anlıktır. Bu çiftin toplam kütlesi “Foton” formunda enerjiye dönüşür. Bu yeni ve önceden görülmemiÅŸ bir enerji kaynağı gücü sunar.

1961 yılında uydu kaynaklı araçlar tarafından bir foton kuÅŸağı keÅŸfedildi. Bu kuÅŸağın gezegenimizden 400 ışık yılı uzakta olduÄŸu açıklandı. Astronom Jose Comas Sola yedi yıldızlı Pleiades takımı üzerinde özel bir çalışma yaptı ve bir sistem oluÅŸturduklarını keÅŸfetti, ki bizim güneÅŸimiz ve daha pek çok yıldız da bu sistemin parçalarıydılar ve her biri kendi gezegensel sistemlerine sahipti. GüneÅŸimiz bu sistem yörüngesini 24.000 yılda tamamlıyor. Bu 24.000 yıl iki bölümde alınıyor; 10.000 yılı karanlık (ya da Galaktik Gece), 2000 yıl ise Foton KuÅŸağı’nın ışığında geçirildiÄŸi sanılıyor. Ve bazı bilim adamları tarafından, bulunduÄŸumuz dönemin ışık bölgesine geçiÅŸ olduÄŸu tahmin edilmekte. Tahmin edildiÄŸine göre böyle bir olay dünyanın oluÅŸumundan beri bir kez deneyimlendi ve bu tarihin de Atlantis devrine rastladığı öne sürülüyor.

Foton KuÅŸağı temel olarak 3 elementi içermekte. İlki, “Null Zone” (sıfır bölgesi). Bu bölge, madde ve madde olmayan parçaların kuÅŸağın proton parçalarını oluÅŸturmak için çarpıştıkları bölge. Burası ayrıca Pleiades yıldız sisteminin elektromanyetik alanlarının etkisiz bırakıldığı yer. Bu süreç, bilinçlilik seviyelerimizi deÄŸiÅŸtirecek ve evren yapısına farklı bir açıdan bakmamızı saÄŸlayacak. DiÄŸer bölme ise foton ırmağı ile sıfır bölgesinin (null zone) iç kenarı arasında olan akım alanı. Bu bölgeye geçiÅŸle daha yüksek boyuta geçiÅŸ imkanına sahip olunacak.

2012′de Işık devrine geçiÅŸ yapılacağı söyleniyor

Foton KuÅŸağı, Dünya ile çarpışmak üzere olan yoÄŸun bir foton(ışık parçacıkları) enerji bandı olarak rapor ediliyor. UlaÅŸtığında 5 günlük bir karanlık, elektriksizlik, yoÄŸun ufo iniÅŸleri, insanlık için psiÅŸik yeteneklerin ortaya çıkması, insan bedeninde oluÅŸan deÄŸiÅŸimler (transformasyonlar) ve daha pek çok deÄŸiÅŸim beklenmekte. Åžu anda karanlık dönemin sonunda olduÄŸumuz ve bu dönemin 2012′de son bularak 2000 yıllık “ışık” devrine geçiÅŸ yapılacağı söyleniyor. Yıldız aktivasyonu güneÅŸ sistemimizin Pleiades (Alcyone yıldızı), Sirius, Arcturus, Orion ve Andromeda ile aynı sıraya dizilmesi ile baÅŸlayacak. YaÅŸanılacağı tahmin edilen en büyük deneyim ise, bu kuÅŸaÄŸa girildiÄŸinde, ÅŸu anda bulunduÄŸumuz 3. boyuttan 5. boyuta yükseleceÄŸimiz. Bu sıçrayış elbette ki beraberinde bir çok farklılık ve mutasyonlar getirecek. Åžimdiden deneyimlediÄŸimiz olaylar da aslında bu sıçrayışı doÄŸrular nitelikte: ciddi iklim deÄŸiÅŸiklikleri, kıta transferleri, v.s. Ayrıca bu kuÅŸaÄŸa girildiÄŸinde bilinçlilik boyutlarının her birine geçiÅŸ imkanına sahip olacağımız tahmin ediliyor. Åžu anda küresel bilinç deÄŸiÅŸiminin sonuçlarını da birebir deneyimliyoruz aslında. Dünyayı kasıp kavuran savaÅŸ ortamı, toplumlar arası anlaÅŸmazlıklar, politik sürtüşmeler ve olagelen olumsuzlukların da bu geçiÅŸ döneminde, ya da “null zone”da bulunmamızdan dolayı olduÄŸunu düşünebiliriz.

Bütün canlılardaki değişim

YaÅŸadığımız bu dönem ve beklenen deÄŸiÅŸimler kutsal kitaplarda, mitolojide ve bilim adamları tarafından da ayrıntılı ÅŸekilde incelenmiÅŸti. Raporlara göre, Foton KuÅŸağı’na girildiÄŸinde, gökyüzü ateÅŸ gibi gözükecek, ancak soÄŸuk olacak. Bu deÄŸiÅŸim ve yansımalar elbette ki içine girilen kuÅŸağın etkileriyle birlikte ortaya çıkan kimyevi deÄŸiÅŸimler ve tranformasyonların sonucunda kendilerini açığa çıkaracaklardır. KuÅŸaÄŸa ilk önce güneÅŸimizin girmesi halinde ani bir karanlığın olması da söz konusu, ki bu sürenin 110 saat kadar sürmesi tahmin ediliyor. GüneÅŸsel radyasyon ve Foton KuÅŸağı’nın arasındaki etkileÅŸim gökyüzünün yıldızlarla dolu gibi gözükmesine neden olacak. Dünya bu kuÅŸaÄŸa girdikçe tüm moleküller uyarılmış olacak ve atomlar mutasyona uÄŸrayacaklar. Bu duruma baÄŸlı olarak fiziksel yapılarda (insanla birlikte hayvan ve bitki aleminde de) farklılıkların meydana gelmesi bekleniyor tabii ki.

Null Zone ve Schumann Rezonansı

Bu kuÅŸaÄŸa girmeden önce, yani bu zamanda, “Null Zone” (sıfır bölgesi) denilen zaman deneyimlenmekte. Bu dönem boyunca sismik aktivite ve volkanik hareketlenme görülüyor. Ayrıca iklim deÄŸiÅŸiklikleri ve buna baÄŸlı olarak ÅŸiddetli tayfunlar, fırtınalar ve hortumlar gözlemleniyor. “Null Zone”, bir baÅŸka deyiÅŸle, madde ve madde olmayan bütün partiküllerin yok edildiÄŸi yer. OluÅŸacağı beklenen bu foton etkisi çok önemli, zira bize yeni bir enerji kaynağı sunacak. Bu kaynak, doÄŸal olarak fosil yakıtlara bir son verecek ve bunun sonucunda da tahmin edildiÄŸi üzere daha yaÅŸanılabilir bir dünya oluÅŸturulmuÅŸ olacak. Bu bölgeye geçiÅŸin kanıtı olarak gösterilen en güçlü kaynak ise Schumann Rezonansı. Dünya’nın kalp atışı olarak nitelendirilen bu titreÅŸim daha önceki zamanlarda 8.1 iken günümüzde 12.1′e yükselmiÅŸ durumda, ve hızla yükselmekte. 13.0 olduÄŸunda ise “Null Zone”un tamamlanmış olacağı rapor ediliyor. Astrofiziksel hesaplamalara göre Foton KuÅŸağı’na saatte 208.800 km hızla gireceÄŸiz. KuÅŸağın enerjisi fiziksel sonuçların yanında eterik ve spiritüel anlamda da kendini gösterecek.

Bilimsel veriler, ciddi ve hızlı bir değişim olduğuna işaret ediyor

Rus bilim adamları tarafından açıklanan deÄŸiÅŸimler de galaksinin merkezinden gelen enerjinin varlığını teyit eder yönde. Dr.Alexey N.Dmitriev’in çalışması gösteriyor ki gezegenlerin atmosferleri, gezegenlerin kendileriyle birlikte büyük bir hızla deÄŸiÅŸim geçiriyor. ÖrneÄŸin Mars atmosferi zamanla daha kalınlaşıyor; Ay, kendi atmosferini oluÅŸturmakta. Ya da bu tarz bir deÄŸiÅŸimi kendi gezegenimizde görebiliyoruz: atmosferdeki HO(hidroksit) oranı daha önce hiç ölçülmediÄŸi kadar fazla. Bu oran küresel ısınma, florkarbon emilimleri ya da bu tarz oluÅŸumlar sonucu oluÅŸmuyor; sadece kendilerini gösteriyorlar. İyonosfer tabakasında plazma jenerasyonu, magnetosferde magnetik fırtınalar, atmosferde ise siklonlar aracılığı ile enerji boÅŸalımları oluÅŸumları gözlemleniyor. Daha önceden nadir rastlanan atmosferik yüksek enerji fenomenine artık daha sık ve yoÄŸun rastlanmakta. Gaz-plazma zarfının maddesel birleÅŸimi de transforme olmaktadır. Gezegenlerin manyetik alanları ya da parlaklıkları da hızla deÄŸiÅŸiyor, artıyor. Jüpiter, Venüs, Uranüs ve Neptün, bu sonuçların alındığı gezegenlerden.

Rus Ulusal Bilim Akademisi Foton Kuşağı üstüne çalışmalar yapıyor

Dünyamızda eyleme geçmiÅŸ olan transformasyonlar ise aÅŸikar. Gün be gün artan sismik aktivasyon, volkanik hareketlenmeler ve diÄŸer bir çok doÄŸal felaketler elbette ki gözlerden kaçmıyor. Dr.Dmitriev’in belirttiÄŸi ve dikkat çektiÄŸi nokta ise bu çeÅŸit bir deÄŸiÅŸimin dünyada daha önce 10.000 yıl önce görülmesi. Burada göze çarpan ve bazı topluluklar tarafından ortaya atılan konu ise güneÅŸ ile dünyanın deÄŸiÅŸimleri arasındaki baÄŸlantı. Maalesef bu tarz konularda çoÄŸu bilgi ifÅŸa edilmiyor. Bu tarz araÅŸtırmaların yapıldığı bir merkez de Sibirya’daki Rus Ulusal Bilim Akademisi. Burada yapılan çalışmalar sonucu edinilen bilgi ise şöyle: Åžu anda GüneÅŸ Sistemi’nde yaÅŸanılan enerjisel deÄŸiÅŸimin tek olası sebebi farklı-daha yüksek olan bir enerji alanına giriyor olmamız olabilir. Ve bu yüksek enerjiye geçiÅŸin sonucunda DNA spirallerinin kendileri de deÄŸiÅŸim geçirmekteler. Åžimdiye kadar hayatımızda yer alan bilim araÅŸtırmaları sonucu elde ettiÄŸimiz bilgilerle ortaya çıkarılan 2 sarmallı DNA yapısı hızla mutasyona uÄŸramaktadır. Bu sıçrayışla da bu sarmalın 2′den 12′ye çıkacağı biliniyor. Bu enerji emiliminin GüneÅŸ Sistemi’ndeki tüm maddelerin özünü deÄŸiÅŸtireceÄŸi bekleniyor, ki bir bir de deneyimliyoruz çevremizde.

Aslında tüm bunlar, hücresel ya da ruhsal boyutta olsun, bize pek yabancı deÄŸil. Çevremizde her an deneyimlediÄŸimiz olayların dökümü sadece. Kainata dikkatlice baktığımızda ve onu içsel sesimizle dinlediÄŸimizde bunlardan farklı bir ÅŸey duymayacağımız da aÅŸikar. Hergün yaÅŸadığımız ve gün geçtikçe artan doÄŸal felaketler, politik sürtüşmeler, savaÅŸlar, içsel deÄŸiÅŸimler binlerce yıldır beklenilen dönemin getirileri elbette. Bunların hepsi asırlardır bekleniyordu; kutsal kitaplarda olsun, kadim medeniyetlerin yazıtlarında olsun her zaman karşımıza çıktılar. Åžimdi ise bu deÄŸiÅŸime tanık oluyoruz ve yeni dönemin getirdiÄŸi farklılıklara yaÅŸamlarımızı adapte etmeye hazırlanıyoruz. Zira baÅŸka seçeneÄŸimiz de yok; ya deÄŸiÅŸimi kabul edecek ve “bir” olacağız, ya da eski enerji ile birlikte savrulmayı göze alacağız.

ÜÇ GÜNLÜK KARANLIK

F. Joseph Montagna tarafından derlenmiÅŸtir. (Kirael’in BÜYÜK DEĞİŞİM kitabından alınmıştır.)

Derin bir endiÅŸeyi ifade ederek baÅŸlamama izin verin. Üç Günlük Karanlık, korku ve panik ile deÄŸil, Dünya’nın 4. Boyuta yükseliÅŸi ile ilgilidir. Lütfen anlayın, bu sadece sizi yükseliÅŸ iÅŸlemine hazırlamak için bir giriÅŸimdir. Bu DeÄŸiÅŸim, sevgi ile ilgilidir, ve hissettiÄŸiniz korku kendi seçiminizdir. Akıllıca seçim yapın, dostlarım, çünkü DeÄŸiÅŸim, farkındalığın uyanışının baÅŸlangıcı olacak.

Aslında Üç Günlük Karanlık, Dünya Ananın Foton Kuşağına girişi ile ilgilidir. Bu olay Üç Karanlık Günü kapsamaktadır ve bu Değişimin ya da 4. boyuta (5. boyuta) yükselişin müjdecisi olacaktır. Bu dönem boyunca size neler olacağı hakkında kısa bir özet yapmama izin verin. Bütün olay 7 ya da 10 günlük bir dönemde gerçekleşecek fakat lütfen bu rakamların kesin olduğunu düşünmeyin, çünkü 1 gün az ya da çok olabilir.

İLK GÜN

İlk gün, tam tamına bir kargaÅŸa hissi olacak. Bu korku yaratmak için tasarlanmamıştır. Evet, Yaratıcı korkuya izin verir, ama siz bu korkuya kapılmak zorunda deÄŸilsiniz. Bu yazıyı okuyanlar, o dönemde ortaya çıkacak olaylara önceden hazırlanmış olacak. Hala korkuyu önlemek için çaba sarf etmelisiniz, çünkü bu olay bütün Dünyada nüfuz edecek. Bu, herkesin korkularını iyileÅŸtirerek DeÄŸiÅŸimi gerçekleÅŸtirdiÄŸinden emin olmak için Işık Varlıkları tarafından planlanmıştır. Ve yine, korku içinde yaÅŸadığınız için, aslında bu korkudan birçok iyi ÅŸey yaratıyorsunuz. Korkularınızı iyileÅŸtirmek, tamamen, Yaratıcı’nın planının bir parçasıdır.

Bu, şimdi neden şu anki korkularınızı ele almanızın gerektiğinin başka bir nedenidir. Korkularınızın üstesinden gelmede ve onları yok etmede deneyim kazandıkça, Değişim ile daha iyi başa çıkabileceksiniz.

Bugünlerde uğraştığınız bazı korkularınız şöyle senaryolar içermekte: Faturalarım ödenecek mi? Evli kalacak mıyım, kalmazsam eğer ne yapacağım? Bütün paramı aptal bir yatırımda kaybedecek miyim? Evet, bunların hepsi gerçek, fakat yapmanız gereken tek şey probleme karşı koymak, ve onu (bilincinizde) berraklık yaratacak noktadan ele almaya hazır/gönüllü olmak. Böylece, daha az korkutucu ve yönetilebilir olacaktır.

İşte bu yüzden kendinizi tanıma çalışmalarınızı ve diğer derslerinizi zamanında tamamlamanız vurgulanmaktadır. Korkularınızın üstesinden gelmeyi mümkün olduğu kadar iyi öğrendiğinizde, Değişim bir kabustan çok bir macera haline gelecektir. Uygulama/çalışma mükemmeli getirir.

İlk gün boyunca, kitlesel hastalık ve görünüşte yıkıcı bölünme illüzyonu ile titreşeceksiniz. Tam anlamıyla 3. Boyutu terk edecek ve 4. Boyuta gireceksiniz, Foton Enerjisiyle birlikte. Dünyanın değişimini o güne kadar hiç deneyimlemediğiniz kadar çok hissedeceksiniz. İlk 12 saatte ya da gün boyunca, pek ortalıklarda dolanmak istemeyeceksiniz. Durağan kalmaya zorlanacaksınız.

Bu Dünya Ananın ani fren yapma yöntemidir. Bu dönem boyunca, kendini sarsacak ve birçok özelliğini yeniden düzenleyecek. Bütün bunların hepsi daha şimdiden planlanmıştır ve Dünya kendini yok etmeden ne kadar ileri gideceğini tabi ki bilmektedir. Bu sizin ilk işaretiniz olacak #8211; kitlesel kargaşanın ortaya çıkışıyla onu takip eden Dünya ananın gürlemeleri.

Buna göre daha önemli bir çok deprem yaşadınız bile. Aslında, bu sefer depremler hemen hemen sıradan bir hale gelecek. Sizin 8 ya da 9 Rihter Ölçeğinizden bahsetmiyorum, daha çok 5 ya da 6 hatta daha az, çünkü bu Dünya Ananın kendini Değişime hazırladığına işaret etme şeklidir. Bununla birlikte, kendini, boyut enerjisinin 3.den 4.ye ilerlediği ve Foton Kuşağı enerjisinin Dünyayı içine çekmeye başladığı son Değişim pozisyonuna yerleştirdiğinde, 3. Boyuttaki son dönüş aşamasını hazırlayacak. Sonuç olarak, yaklaşık ilk günün 12 veya 16 saat sonrası, kalan zamanlar tam anlamıyla zor olacak. Lütfen panik yapmayın! Kaç kere hatırlatılmaya ihtiyaç duyuyorsunuz biliyor musunuz? Lütfen panik yapmayın! Bu ilk saatlerde sakin kalabilirseniz, her şey yerine oturmaya başlayacak çünkü başlangıçtaki deprem sarsıntıları ve bölünmeler şiddetle azalmaya başlayacak.

Ortaya çıkmaya başlayacak diğer özellikler, sıcaklıkta ve güneş ışığında azalmalar içerecek. Daha sonraki birkaç gün boyunca hava akşam üstü gibi olmaya başlayacak. Bu noktadan itibaren çok fazla güneş ışığı görmeyeceksiniz, en az bu değişimi atlatana kadar.

Bu zaman süresince, dehşet verici bir uyanış meydana gelmeye başlayacak. Psişik / telepatik yetilerinize bağlı olarak, öbür tarafa geçmiş olan arkadaşlarınız ve akrabalarınız sizinle iletişime geçebilecekler. Bu sizin, bir çoğunuzun daha önce hiç deneyimlemediği / yaşamadığı bir biçimde görevinizi yerine getirmenize imkan verecek. Bu, son yıllarda bir çok ruhsal rehberin size neden şiddetle MEDİTASYON yapmanızı önermesinin bir başka sebebidir. Bu söz vurgulanmalıdır, ona önem vermeniz gerektiği için.

İKİNCİ GÜN

Bu gün, artan karanlık bütün Dünya’ya nüfuz etmeye baÅŸlayacak, daha önce hiç yaÅŸamadığınız / hissetmediÄŸiniz bir soÄŸukla birlikte. Bu derin bir soÄŸuk olacak çünkü içinize iÅŸleyecek. Bu zamanda, karbon temelli olmayan diÄŸer varlıklarla da baÄŸlantı kuracaksınız. Bu, neden korkuya dayalı bir hayat yaÅŸayamayacağınızın bir baÅŸka sebebidir, yüzleÅŸeceÄŸiniz ÅŸey en büyük sınavınızın bir kısmı olacak. Anlamanız gereken tek ÅŸey; BU BİR TEST! Yapmanız gereken ÅŸey Işığı üstünüzde tutmak, böylece farkındalığınız yükselecek ve sınav yok olacak.

Üçüncü gün, Dünya Ana tamamıyla Foton KuÅŸağına girmiÅŸ olacak ve Dördüncü Boyuta gerçek geçiÅŸ meydana gelecek. Bu zamanda, Foton Enerjisi Yeryüzünü tamamen saracak, ve Üç Günlük Karanlık baÅŸlayacak. Foton KuÅŸağının dış bandı, üçüncü boyutun özünü temizleyip dördüncü boyut enerjisini ateÅŸleyebilmek için son derece yoÄŸundur. Karanlık varolacak çünkü ışık parçacıkları o kadar yoÄŸunlaÅŸacak ki “yok” görünümü alacaklar. Bu dış banttan çıkış yaklaşık üç
gün sürecek ve tamamıyla karanlığın içine çekilmişsiniz gibi görünecek. Zamana takılıp kalmamaya çok dikkat edin, aldatıcı olacaktır ve enerjinin yerleşmesinin ve sakinleşmesinin daha uzun sürmesine sebep olacaktır.

Foton Enerjisi, içine girildikçe, güneÅŸ ışığını tamamen engelleyecektir. Bu gerçek bir karanlık oluÅŸturacaktır. Foton KuÅŸağının özü güneÅŸ ışığını engelleyebilecek güçtedir. Her nasılsa, güneÅŸin termal enerjisinin bir kısmı Foton Enerjisini delip geçebilecektir, böylece bir “Buz Çağı” yaÅŸamayacaksınız. O kadar ÅŸiddetli olmayacak ama inanın ki çok soÄŸuk olacak. Bedeniniz, bir çoÄŸunuzun deneyimleyeceÄŸi hareketsizliÄŸin karşılığında titreÅŸimsel bir deÄŸiÅŸime uÄŸrayacak.

Dışarıya çıkıp sorunları halletmeye çalışmak hiçbir şey ifade etmeyecek. Aşağı inip köşedeki dükkan açık mı diye bakmaya gitmeye çalışmak gerekmeyecek. Açlıktan ölmeyeceksiniz. Üç günde kimse açlıktan ölmez. İlk aşamada, metabolizmanız değişecek böylece yemek ihtiyacı hissetmeyeceksiniz. Onun yerine sadece çok hafif maddeler yiyeceksiniz. Başlangıçta, sadece Yaratıcının Işıktan oluşturduğu bitki alemi var olacak. Bu, Yaratıcının size sağladığı ama her nedense bu noktaya kadar akıllıca yararlanamadığınız bir şeydir. Artık bu bitkileri sadece akıllıca kullanmakla kalmayıp titreşimlerinin gerçek özünü / aslını da öğreneceksiniz. Eminim ki bazılarınız bu duruma uyumlanmakta zorluk çekecek, fakat birçoğunuz bu yeni yiyecek kaynağından zevk alacak.

Aynı zamanda bu olay gerçekten Yeryüzünü içine çekecek, bu olayı tamamıyla yaşamak kaderinde olanlar, titreşimsel beden transferi ve hareket birliği hakkında zaten bilgilenmiş durumda olacak, böylece fiziksel öz tamamen korunmuş olacak. Bütün bu günlük / olağan seviyede öğrendiğiniz şeyler çok uzak gelecekte olmayan o zamana bir hazırlanış şekli.

Bu üç günlük karanlık ve soğuk döneminin ortasında, dünya populasyonunun çoğu güçsüz ve hareketsiz halde olacak. Öyle yavaşlamış olacaksınız ki bu üç gün şimdiki zamandaki gibi geçmeyecek, ve böylece korkunun bir kısmı ortadan kaldırılmış olacak. Yoğunluğun bu kısmından geçişinizi zar zor hatırlayacaksınız. Bu olay başladıktan ve üç günün ilk gününü geçirdikten sonra, kendi içinizde tamamen kış uykusu halini alacaksınız.

GEÇİŞTEN SONRA

Bu karanlık günlerden çıkışınız en uç beklentilerinizin bile ötesinde olacak. Karanlık dağılınca, günışığı gelmeden önce başka bir 2 ya da 3 günlük bir dönem yaşayacaksınız. Bu dönemde hava akşam karanlığı gibi olacak. İlk adımınızı attığınızda daha önceki gibi ayaklarınızın artık yere değmediğini farkedeceksiniz. Havada sıçrayabildiğinizi, bir süre orada kalabildiğinizi, yavaşça yere inebildiğinizi keşfedeceksiniz. Yeni enerjinin hala yoğun olduğu bölümler olacak, yani bazen aldatıcı durumlar olabilir.

Bedeninizin içinde hareket eden bir şey hissedeceksiniz, ve bedeninizi içinizde ışık saçan bu yeni enerji ile doldurabildiğinizi keşfedeceksiniz. Yeni sizi içine çeken bu yeni hissi seveceksiniz.

Bu yenilikle baş etmeyi yeni realitede size yardımcı olacak öğretmenlerin rehberliğinde öğrenmeniz iki yıldan dört yıla kadar bir zaman dilimi gerektirecek. Bu öğretmenler paylaştıkları için onurlandırılacaklar ve siz de onları takdir edeceksiniz. Şimdi neden hepimizin derslerimizi Geçişten önce tamamlamamız gerektiğini anlamaya başlıyor musunuz? Böylece, daha sonra bunları deneyimlemeye gerek kalmayacak.

Tamamlanmamış her deneyimi direkt olarak bu yeni realiteye taşıyacaksınız, bu nedenle Geçişten önce mümkün olduğunca hazır olun ki diğerleri yeni hızda ilerlerken siz değerli vaktinizi onlarla boşa harcamayın.
Onca zaman geçmesine rağmen neden hala acıkmadığınızı merak edeceksiniz. En ufak bir açlık hissetmemekle kalmayıp, vücudunuzdaki yağlar / şişmanlık da, hepsi olmasa da çoğu, yok olacak. En sonunda açlık duyduğunuzda, Yaratıcının bizim için yetiştirdiklerini yemek ihtiyacı hissettiğinizi fark edeceksiniz. Aslında hep orada olan ama daha önce asla farkedemediğiniz bitkileri göreceksiniz. Birini alacak, ağzınıza atacaksınız ve o da yavaşça ağzınızda çözülecek ve siz de enerjisinin sisteminizde ortaya çıkışını hissedeceksiniz. Ve sonra birden değişik nefes aldığınızı fark edeceksiniz. Nefesiniz başınızın tepesinden gelecek ve alışılmadık bir biçimde tamamen bedeninizi dolduracak. Böylece, Geçişten sonraki ilk birkaç gün, daha önce deneyimlediğinizden, alışık olduğunuzdan farklı olan her şeyle işlev görmeyi öğrenmekle geçecek.

Bir çok yeni şey, yeni ve aydınlanmış düşüncelerinizi meşgul edecek. Bütün düşünme sisteminiz fazlasıyla açık olacak, ve hafızanız hazır olduğunuzun da ötesinde olacak. Yaklaşık 2000 yıl boyunca Dördüncü Boyutun zevkine varacaksınız.

Genel anlamda, dostlarım, bu sarsıcı bir dönem gibi görünmesine rağmen, (bu dönem) toplu aydınlanma sürecinin başlangıcıdır. Hepiniz, bir çok yaşam boyunca yükselişin tamamını hatırlamak için hazırlanıyorsunuz. Hiçbir şey boşa gitmemiştir. Derslerinizi büyük bir ilgiyle ve istekle öğrenin, böylece eski bavullarınızı yeni ve heyecan verici çağa taşımamış olursunuz.

Her birinizin yaşam planı belli başlı deneyimleri içerir ve her deneyim yeni bir anlayış düzeyi yaratmak için tasarlanmıştır. Bir dersi kısa kesmeyi seçtiğiniz her seferinde, o ders, daha sonra üstünde çalışasınız diye yeni realiteye ertelenir. Deneyimleme ihtimallerini asla geri çevirmeyin.

Her şeyin geçmişte hayalini kurduğunuz bir yere taşınmış olduğu yeni bir enerjide uyandığınızı düşünün. Çevrenize baktığınızda ve hayatın potansiyellerini incelediğinizde, hayat göz alıcı güzelliktedir. Ve sonra, yeni bedeninizi ve onun yeni enerjideki yetilerini anlamaya başlarsınız. Her nasılsa, tamamlanmamış öğrenim durumuna uygun olarak, Yüksek Benliğiniz, daha önce kaçtığınız belli başlı deneyimleri tekrarlamak zorunda olduğunuz bir plan yapar. Tüm varlığınızla yeni enerjiyi deneyimlemek / yaşamak isterken, bütün dersler tam öğrenilmeden bir adım dahi ileri gidemeyeceksiniz. Bu yüzden hiç bir ihtimali göz ardı etmeyin. Yüksek Benliğinizin sizin için yarattığı her şeyi büyük bir arzuyla tamamen öğrendiğinizden emin olun, çünkü bu sizin yeni bin-yıla girişinize izin verecek.

2025′e kadar Dünya ekseni deÄŸiÅŸecek

AÄŸustos29

Nostradamus’a göre 2006′da yaÄŸmur ormanları yok olacak. Bir yıl sonra da kuraklık baÅŸgösterecek.
Ardından Dünya’yı depremlerle dolu bir 18 yıl bekliyor. 2025′te ise Dünya’nın ekseni deÄŸiÅŸecek.
Salgın hastalıklar ise cabası. En ölümcül salgın da ‘Büyük Neptün’ yani Amerika’da baÅŸ gösterecek
İşin ilginç tarafı, kâhinin 1555′te yazdıkları, BM’nin küresel ısınma raporuyla ciddi benzerlikler taşıyor.

Dünya’yı büyük çevre felaketlerinin beklediğini öne süren Nostradamus, depremler sonucu 2025 yılına kadar Dünya ekseninin değişeceğini söylüyor.

New York’lu ÅŸifre çözücü Peter Lorie, ‘gelecek mühendisi’ olarak tanımladığı Nostradamus’un dörtlüklerinden hareketle, bir çok uzmanın kahinin dörtlüklerinde 2012 yılına dikkat çektiÄŸini, ama insanoÄŸlunun ilk önce 2007 yılına önem vermesi gerektiÄŸinin altını çiziyor. “Nostradamus’un kehanetlerine göre 21′inci yüzyılın başı yeni olaylara gebe” diyen Lorie kahinin ‘Yüzyıllar’ eserinden örnekler veriyor.

« Older Entries
  • Son 10 Aranan
  • illizyonlar
  • illuzyon
  • sihirbazlik
  • Goz Yanilmasi
  • Magic Necmi
  • iskambil hileleri
  • David Copperfield
  • Kehanetler
  • Zeka Oyunlari
  • Buyuler
  • Criss Angel



  • Son Yorumlar

    • eray: ben Gün Yayıncılık'ın resmi sitesine girdim.Sihirbazlıkla il...
    • esra: bir daha koymayın korkunç ÅŸeyleri çocukların piskolojisi boz...
    • esra: çok çirkin ÅŸeyler bunlar bidaha kymayın böyle ÅŸeyler...
    • oktay: sihirbazlık gösterisi yapmayı çok istiyorum ne olur birkaç ...
    • oktay: çok istiyorum sihirbazlık yapmak ne olur sırlarını verin...
  • Destekleyenler
  • Murat Can
  • Orgu Modelleri
  • illuzyonist
  • Mizah24